——————————————————————————–
Damar tıkanıklığından soğuk algınlığına kadar birçok hastalığa iyi gelen bitkiler sıcak suda demleme, kaynatma gibi farklı yöntemlerle hazırlanabiliyor.
Şifa dağıtan bitkiler, çoğu zaman mucizeler yaratıyor. Herbalist Tarkan Güveloğlu, (www.herbalisttarkan.com) “Bitkilerin sağaltıcı yönleri kimi zaman yavaş olabilir fakat daha kalıcı ve doğaldır. Bazı tıbbi ilaçların yan etkilerinin konuşulduğu bu çağda, doğaya daha çok yönelmeliyiz. Tabiatın bizlere armağanı olarak kabul edilmesi gereken, şifa taşıyan bitkilerin iyileştirici gücüne daha fazla inanmamız gerekir. Son yılların büyük problemi olan damar tıkanıklığında da bazı bitkilerin önemi büyük” diyor.
Kimyasallardan uzak ve katkısız ürün, tabiattan olduğu gibi alınmış, doğallığını kaybetmemiş ürün demek. Birçok insan mutfağında bu tür gıdalara yer veriyor. Sadece beslenmede değil hastalıkların iyileştirilmesi için de daha sık başvurduğumuz bir yöntem “doğal”a ve “doğa”ya başvurmak. Çok eski dönemlere baktığımızda da ilaçların hammaddelerinin tamamen doğal olduğunu öğreniyoruz. O dönemler makyaj malzemelerinden ev temizlik ürünlerine kadar ürünlere kadar birçok ürün doğadan kullanılırdı.
Günümüzde ise insanlar bilinçlendikçe yeniden başa dönme sürece yaşıyoruz. Her geçen gün yaşamımıza yeni bir doğal ürün giriyor. Önceden köylülerin günlük gıdası bilinen bu ürünler artık eğitimli şehirlilerin de ilgi alanında. Gıdaların sunileşmesi ve yanlış beslenme gibi sorunlar birçok hastalığa davetiye çıkardığı gibi damarlarımızı da etkiliyor. Tabii ki sigara da damarların en büyük düşmanı…
Tıkalı damar sorunu
Belli bir yaştan sonra daha fazla yaşanan damar tıkanıklığı, birçok insan için problem. Ancak damar tıkanıklığını meydana getiren nedenleri, çözücü etkiye sahip bitki özleriyle ortadan kaldırmak mümkün. Güveloğlu, kalp ve damar tıkanıklıkları gibi hastalıkların tedavisi için geliştirilen bu bitkisel yöntemden şöyle söz ediyor: “İnsanların gençliğinden itibaren kanında yüksek seyreden kolesterol benzeri bazı maddeler damarların iç yüzeyine yapışarak önce damar sertliğini oluşturur.
Daha sonraki yıllarda daha da ilerleyerek damarlarda daralma ve tıkanıklıklara sebep olur. Bu daralma ve tıkanıklıkları çözücü ve idrarla atılımını sağlayan bazı bitkiler ve bitki özleri vardır. Bu yöntemde asıl etkiyi gösteren damar açıcı maddeler suya damlatılarak içilen saf bitki özleridir. Sadece birkaç bitki kaynatarak damarlar açılmaz. Bu şekilde ancak kolesterol düşürülebilir.”
Uzman, damar açıcı özelliği olan saf bitki özlerinin uzun süren bilimsel çalışmalar sonucu ortaya çıkarıldığını ve bu formüllerin kişiye özel olarak hazırlandığını belirtiyor. Bu nedenle de herhangi bir yan etkisinin olmadığını anlatıyor ve “Bunun tedavisi normalde by-pass ameliyatıdır. Ancak damarların iç yüzeyine yapışarak tıkanıklığa sebep olan bu oluşumları çözücü etkiye sahip bitki özleriyle gidermek olasılığı her zaman mevcut” diyor.
Bağışıklık sistemini güçlendirmede
Şifalı bitkilere, doğal ürünlere dönüş trendinin güçlü bir şekilde fark edildiğini söyleyen Güveloğlu, onların bazı önemli özelliklerinden her anlamda yararlanıldığını belirtiyor ve bağışıklık sistemi ile ilgili de bir örnek vererek son yıllarda sadece rahatsızlık çekenlerin değil, sağlıklı insanların da bağışıklık sistemini güçlendirmek için şifalı bitkilerden yararlandığını anlatıyor. Bağışıklık sistemi söz konusu olduğunda da hangi bitkileri kullanmak gerektiği konusunun taşıdığı önemden söz ediyor. Mesela ünlü ekinezya çayı bağışıklık sistemini uyarıp, güçlendiriyor. Bedenin direnç gücünü arttırıyor. Alerjik tepkilere karşı da bünyeyi koruyor. “Son zamanlarda sindirim sorunu olan insanlar da şifalı otlara çok sık başvuruyorlar. Kantaron gibi bitkilerden faydalanıyorlar. Bu, sindirim salgılarını düzenleyerek, bedenin genel anlamda güçlenmesinde etken olan bir bitki” diyen Güveloğlu, her alanda bitkilerden destek alabileceğimizi söylüyor.
Uzman, vücudun ihtiyacı olan birçok vitamin ve minerale, bazı bitkilerde rastlamanın mümkün olduğunu söylüyor ve “Örneğin kalsiyum ve magnezyum rezenede, demir ve magnezyum da ısırganotu ve kuşburnunda bol miktarda bulunuyor. Yulafta ise hemen hemen tüm mineraller bulunuyor” diyor.
www.herbalisttarkan.com
0216 414 97 16
Not:Bu haber www.ekolay.net sitesinden alınmıştır

Hep söylüyorum, sağlık ve güzellik bir bütündür diye. Günlük almamız gereken mineralleri yeterince almadığımızda ortaya çıkan eksiklik bulgularından da anlayabiliyoruz bunu. Örneğin demir eksikliğinde hem saçlarımız dökülüyor, hem de kendimizi halsiz ve yorgun hissediyoruz. İşte en önemli mineraller ve onları alabileceğimiz doğal kaynaklar.
parçaları, bunları elde etmek için vazgeçilmez olan mineral ise kalsiyum. Erişkin bir insanın günlük ortalama kalsiyum ihtiyacı 1000 mg. Gebelikte ve emzirme dönemlerinde ise bu miktar 2000-2500 mg lara kadar yükselmekte. Süt, yoğurt, peynir, dereotu, maydanoz, badem, susam ve pekmez en zengin kalsiyum kaynakları. Dereotundaki kalsiyum miktarının sütten daha fazla olduğunu biliyor muydunuz?
Saç, cilt ve tırnakların yapısına girdiği için güzellik için vazgeçilmez bir element, proteinlerin bileşimine girdiği için de önemli bir yapıtaşı. Mercimek, lahana, turp, sarımsak, peynir ve fındık, kükürtten zengin diğer besinler.
Kemik ve diş yapılanması için çok elzemdir. Diş minesini sağlamlaştırır ve çürümeleri önler. Diş çürümelerinin yalnızca ağız kokusu yaptığını sanıyorsanız yanılıyorsunuz, bugün, birçok kalp hastalığından böbrek hastalığına kadar hayati önemi olan sorunun altında diş çürüklerinin olabildiği bilimsel olarak kanıtlanmıştır. En zengin flor kaynağı deniz. Haftada bir kere yenilen yarım porsiyon hamsi tüm flor ihtiyacınızı karşılıyor.
Doğadaki herşey, sağlıklı ve genç yaşamak için çözüm sunuyor.. Genç kalmak için yapılacak çok şey var. Bunun için hücre yenileyen ve cilt dostu olan doğal ürünleri bilmek gerekli. Çünkü yaşlanma sürecini yavaşlatıyorlar ve yapılandırıcı özellikte oldukları için cildi onarıyorlar.
Sedeften kuntulmak hayal mi?

Yemeklerde kullandığınız kabakla güzel bir maske yapabilirsiniz! Bir adet kabağı soymadan sira pişirin. Soğuduktan sonra alın ve soğutun. İçine 1 tatlı kaşığı zeytin yağı katın. Bu karışımı yüze sürün. 20 dakika sonra ılık su ile temizleyin. Canlı bir cilt elde edeceksiniz.
Bir çorba kaşığı papatya içine 10 gr propolis ekleyin. (Propolis, arılar tarafından değişik ağaç kabukları ve bitki yapraklarından toplanarak kovanlara taşınan reçineli madde. (Herbalium’da bulunuyor ) Bu karışıma bir çorba kaşığı da bal ekleyin. Bu maske kırışıkları düzenli uygulamalarda yok eder. Cildi parlak hale getirir. Maskeyi ciltte bir saat bırakabilirsiniz.
Taze bezelyenin dışında donmuş bezelye de kullanabilirsiniz. içinde B1 ve C vitaminlerinin haricinde protein, lif ve folik asit bulunuyor. Bir avuç tane bezelyeyi iyece ezin. İçine üzüm pekmezi katıp bulamaç yapın. Bir yumurtanın akını ekleyin. Bir iki damla zeytinyağı bir tutam yulaf unuyla birlikte yine karıştırın. Bu maske cildi besler, canlandırır. Bebek gibi bir tene sahip olursunuz.
Çileğin içeriğinde yüksek oranda C vitamini yer alıyor. Ayrıca bol miktarda potasyum içerir ve lifli bir meyvedir. Kuru ciltler için çilek çok iyi sonuçlar sağlar. Bir avuç çilekle bir çorba kaşığı yulaf karıştırılır. İçine bir çorba kaşığı da yoğurt ilave edilir. Bu maskenin özelliği göz altına da sürülebilmesi. Karışımı 20 dakika yüzünüzde bekletip ılık su ile yıkayın. Özellikle göz altlarındaki çizgiler için birebir.
yağlı cilt için: 1 çay bardağı zeytinyağı içine bir çay kaşığı zencefil ilave edin. burada iki saat bekletin. Yüzünüze parmağınızla bu sıvıyı sürün. . (Gözlerinize ve altlarına sürmeyin) Bir saat sonra pamukla temizleyin. Ardından sabunlu su ile yıkayıp yağların gitmesini sağlayın. Uygulamadan sonra pırıl pırıl bir cilde sahip olacaksanız.
Lavanta gayet iyi sonuçlar veriyor cilt temizlenmesinde. Bir kaşık lavantayı sıcak suda demleyin. Bir pamukla yüzünüzü silin.